Genel Olarak GDO Nedir? Faydaları ve Zararları

Adını sıkça duymaya başladığımız ama 15-20 yıllık geçmişi olan bir kavramdır. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ı yarısı su dolu bir bardak gibi düşünün. Acaba dolu tarafı mı yoksa boş tarafı mı? Ama suyun içinde bilmediğimiz bir kimyasal var, ne olduğunu bilmiyoruz, üzerinde tam bir araştırma yok; bu yüzden hepimiz boş olan tarafını seçeriz. İşte GDO’larda tam böyle. Yararları da var, tam kesinleşmemiş olsa da zararları da var. 

GDO’lar tarımda ve hayvancılıkta verimliliği arttırmak için biyoteknolojik çalışmaların bir ürünüdür. Normalde verimli olmayan bir bitkinin verimli bir başka türünden genler aktarılarak verimli hale gelmesiyle oluşur ki bunu gelişen biyomühendisliğin trans genetik çalışmalarına borçluyuz.

GDO’nun FAYDALARI

  •   Tarım Verimliliği ve Çevre Açısından:

GDO’lu ürünlerden bir yıl içinden birçok defa ürün elde edilebilir. Bu da artan nüfusa yetecek kadar –hatta fazlasıyla-, artanı ticari olarak kullanma fırsatı yaratır. Durum böyle olunca kısıtlı bir tarım arazisinden kapasitesinden fazla ürün elde edebiliyoruz ve de boşuna diğer orman alanlarını talan etmemiş oluruz, artan nüfusun gıda ihtiyacı karşılanmış olur. Biyoçeşitlilik ve ekoloji korunur.

Bitkilerdeki besin değerleri arttırılabilir. Örneğin Altın Pirinç A vitaminini daha fazla üretmektedir, böylece yararları daha fazla artmış olur.  Bir bitkinin çok farklı şartlar altında (coğrafya, toprak yapısı, vb.) yetiştirilmesi sağlanır. Örneğin bir yıl içinde daha fazla ürün veren yabani türlerden aktarılan genlerle üründen yıl içinde daha fazla faydalanılabilir. Küresel ısınma çok yakın bir zamanda  iklimi tamamen değiştirecek. Öngörülen 50-100 yıl sonra  Karadeniz’de kazanç sağlanılan bitkinin fındık değil pamuk olması bekleniyor. Ama gelişen biyomühendislik fındığa akraba olan sıcak iklim bitkilerinin genlerini fındığa aktararak fındığı tahtından etmeyebilir.

Meyve ve sebzelerde uzun raf ömrünü sağlamaktadır. Tarım zararlılarına karşı bağışıklı kazandırarak sağlığa etki eden ilaçların kullanımı yok olur. Ayrıca besin değerindeki artıştan faydalanılarak biyoyakıtların üretimi hızlanmış olur ve ihtiyacı karşılar.

  • İnsan Sağlığı Açısından:

Daha yüksek besin değerine sahip gıdalar daha az ucuz bir fiyata kolayca alınabilmektedir. Alerjen etkileri olan bitkilerin etkileri kaldırılmaktadır. İlaçların ve aşıların yiyecekler üzerinden alınması sağlanabilmektedir.

 

GDO’ların Yaratabileceği Tehlikeler

  •   Çevre Açısından:

GDO’lardaki genler doğal çaprazlanma sonucu aynı türün yabani türlerine geçtiğinde ya da tarım zararlılarına karşı bağışıklık kazanmış olan GDO’lara tekrar zarar verebilecek hale gelen zararlılar(böcekler) daha önce karşılaşılmamış süper zararlıları oluşturacak ve bunlara karşı mücadelede daha fazla zararlı ilaç kullanılacağından doğa ve insanlar daha fazla etkilenecek.

Bulunduğu ekosistemde diğer türlerden gelişmiş olduğundan daha baskın hale gelip ekosistemdeki tek tür olarak ekosistemi yok etmektedir.

  •   İnsan Sağlığı Açısında:

İlk üretilen GDO ürün FlavrSavr marka domates(1994) piyasaya sürülmeden üretimi durdurulmuştu. Nedeni ise bu domatesle beslenen farelerin midelerinin delinmesiydi. Bu örnekteki gibi birçok ürün böyle sebepler yüzünden üretimi durduruldu.  GDO’ların gözetim ve yan etki gözlemleri ABD Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) tarafından en az 7-10 yıllık bir inceleme sürecinde pazara sürülmektedir.

Allerjen etkisi olan genlerin-proteinlerin başka bir ürüne aktarılması sonucu allerjinin mutasyona uğraması ve daha farklı zararlar vermektedir. Allerjik etkisi olan brezilya fıstığının genlerinin fasulyeye aktarılmıştır. Ama durum deneme aşamasında fark edilmiş ve üretimi durdurulmuştur.

Hayvanlar için üretilmiş GDO’ların doğal gen aktarımı sonucu insanların kullandığı türe geçtiği zaman tehlikeli olabilmektedir. Ama bu tarz olayların olmaması için üreticiler çok sıkı uygulamalar kullanılmaktadır.

GDO’lardaki genlerin bakterilere aktarımı sonucu antibiyotiklere karşı direnç artmakta ve bu durum ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır.

 

                Yarı dolu olan bardak seçimini çoğu insan su olarak tercih eder.  Bu sefer suda farklı bir madde var, bu yüzden seçimimizi iyi kullanmalıyız. GDO’larda şu ana kadar kayda en fazla allerjen etkiler geçmiştir. Bu etkiler öldürücü boyutlara kadar varmaktadır. Şuan ki biyoteknoloji çalışmaları bunun önüne geçmek için uğraşıyor. Aynı zamanda kısırlık gibi ciddi sorunlara yol açtığı söylentileri var ama kanıtlanmamış.

                GDO’nun kısa bir tarihe sahip olmasına karşın Dünya üzerindeki tarım alanlarının 1/3’inden daha fazla alanda kullanılmakta. Türkiye’de ise tam belirli bir kayıt yok ama en az 10 yıllık bir geçmişi olduğu kesin gibi gözükmekte. Bu bile korkutucu. Bu yüzden halen GDO’suz tohumları kullanan kırsal kesimdeki çiftçilerin tohumlarının üretimini sağlamaları ve doğadan gelen saf haliyle pazara sürülmeleri insan ve doğa için daha yararlıdır. Bu arada gelişen “organik tarım” pazarının en büyük payını GDO’suz ve ilaçsız ürünler oluşturmaktadır. GDO’nun önüne geçilmesi için “organik tarım”ın desteklenmesi, ithal edilen tohum ve ürünlerin geniş çaplı kontrol edilmesi alınacak önlemlerden birkaçı.  Aslında iyi gibi gözükse de zararları bahsettiğim gibi var. Tabii ki de tercih sizin.

Kaynaklar: Bilim ve Teknik, Sayı: 45; NTVBilim, Sayı: 9

                                  

OZAN AYDOĞAN

Yorum Yaz